SÖKE (KFK Ajans) - Türkiye Today tarafından aktarılan habere göre, televizyon programlarının adli vakalardaki rolü ve mahkeme işlevlerini üstlenip üstlenmediği konusu kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. 2003 yılında Aydın'ın Söke ilçesinde iki çocuğunu görmek için gittiği sırada 24 yaşındayken kaybolan Elife Doğrul'un dosyasının, kızının canlı yayına katılmasının ardından savcılık tarafından yeniden açıldığı bildirildi. 26 Ekim'de yapılan yayında savcılığın Doğrul'un iki kayınbiraderi hakkında yurt dışına çıkış yasağını da içeren adli kontrol tedbirleri uyguladığı, henüz resmi bir dava açılmadığı ifade edildi.
- Akademik verilere göre program bünyesinde 3 bin 212 kayıp kişi bulunurken 181 acı olay vakası aydınlatıldı.
- MHP tarafından sunulan kanun teklifi, kuralları ihlal eden kanallara brüt reklam gelirinin yüzde 2 ila 5'i kadar ceza öngörüyor.
- Yargıtay, Palu ailesi davasında bir sanığın müebbet hapis cezasını onarken beş sanığın beraatine hükmetti.
Gazeteci Müge Anlı tarafından 2008 yılından bu yana sunulan ve ATV ekranlarında hafta içi her sabah yayımlanan "Müge Anlı ile Tatlı Sert" programı, kayıp kişilerin aranmasını ve çözülmemiş ölümlerin aydınlatılmasını konu alıyor. 2022 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre stüdyo konukları, tanıklar ve şüphelilerin katılımıyla ilerleyen yayında, savcılık ve emniyet birimlerinin sonraki adımları belirlediği aktarılıyor.
Kayıp Vakaları ve Canlı Yayın İtirafları
Ayvacık'ta 2019 yılında 23 yaşındaki Gökhan Özkan'ın kaybolması üzerine ailesi programa başvurdu. Kaybolduğu sırada üzerinde 7.000 Türk lirası (140,15 dolar) bulunan Özkan'ı son gören kişinin yayına bağlanarak soruları yanıtlamasının ardından paniklediği ve gözaltına alınarak cinayeti itiraf ettiği aktarıldı. Zanlının itirafı doğrultusunda Özkan'ın cansız bedenine kaybolduktan dokuz gün sonra ulaşıldığı belirtildi.
Kendisini kurbanların sesini duyurmaya çalışan bir aracı olarak nitelendiren Müge Anlı'nın sunduğu programın, 2022 tarihli bir akademik incelemeye göre mahkeme kararları haricinde kendi terminolojisiyle 3 bin 212 kayıp şahsı bulduğu ve 181 cinayeti aydınlattığı kaydedildi. Birgün gazetesinin verilerine göre programın 6 Ekim'de 5,23 reyting ve yüzde 38,78 izlenme payı alarak ulusal sıralamada üçüncü sırada yer aldığı bilgisi paylaşıldı.
İzleyici Algısı ve RTÜK Denetimleri
İzleyiciler üzerinde yapılan araştırmalar farklı sonuçları ortaya koyuyor. 2025 yılında geniş kitlelere ulaşan 800 izleyici yorumu üzerinden gerçekleştirilen bir çalışma, izleyicilerin programa güvendiğini ve yayının adaletsizlikleri ele aldığını düşündüğünü gösterdi. 2022'de yapılan 13 kadın izleyicilik başka bir araştırma ise yapımın dünyayı daha tehlikeli ve insanları daha az güvenilir gösterdiği yönünde kanaatlerin oluştuğunu belirledi.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), insan onuru ve özel hayatın gizliliği kuralları çerçevesinde yayınları inceliyor. Üst Kurul, 2019 yılında incelenen sekiz yayında çoğunluk oyuyla ihlal tespit etmeyerek ceza uygulamazken, bir üye gizli savcılık ifadelerinin okunması nedeniyle karara şerh düştü. 2022 yılında ise annesi tarafından aranan 18 yaşındaki bir genç kızın temas kurmayı reddetmesi üzerine yaşanan tartışmada, CHP kontenjanından seçilen RTÜK Üyesi İlhan Taşçı kuralların çiğnendiği görüşünü savundu.
Yasa Teklifi ve Yargıtay Kararları
Yeni Akit'te yer alan eleştirilerde gündüz kuşağı programlarının "paralel yargılama" yürüttüğü ve sunucular ile konukların yargıç gibi davrandığı iddia edildi. Milliyetçi Hareket Partisi'nden (MHP) Zuhal Karakoç, Nisan 2026'da aile uyuşmazlıklarının ve kayıp vakalarının rıza olsa dahi taraflar karşı karşıya getirilerek içeriğe dönüştürülmesini yasaklayan bir kanun teklifi sundu. Düzenleme kapsamında ihlal durumunda bir önceki ayın brüt reklam gelirinin yüzde 2 ila 5'i oranında para cezası verilmesi talep ediliyor.
Palu ailesi davası, ekran süreci ile adli sürecin işleyişi arasındaki farkı gösteren somut bir örnek oluşturdu. 2018'de programa konu olan ailenin çoğu üyesi gözaltına alınırken, Yargıtay Ağustos 2026'da torunun ölümü nedeniyle bir damada verilen müebbet hapis cezasını onadı, kasten öldürme suçlaması yöneltilen diğer beş sanık hakkında ise beraat kararı verdi. Benzer bir yayın modelini uygulayan Almanya'nın kamu yayıncısı ZDF kanalındaki "Aktenzeichen XY… Ungelost" programının 1967'den beri polise yardımcı olmak amacıyla yayınlandığı ve 2026 için yalnızca 12 bölüm planlandığı belirtildi.
Diplomatik Arka Plan ve Değerlendirme
Gündüz kuşağı yayıncılığının adli makamlarla kesiştiği alanlar, hem ulusal mevzuat hem de uluslararası yayın standartları açısından kapsamlı biçimde tartışılmaktadır. Almanya örneğinde görüldüğü gibi kamu yayıncılarının sınırlı sayıda bölümle ve doğrudan kolluk kuvvetlerinin talebi doğrultusunda yürüttüğü adli yardım modelleri, Türkiye'deki ticari televizyon kanallarının reyting ve reklam gelirine dayalı günlük yayın pratiğinden farklı bir çerçevede ilerlemektedir.
TBMM gündemine taşınan yasa teklifi ve RTÜK denetimleri, medya etik sınırları ile ifade özgürlüğü dengesinin yeniden tanımlanması ihtiyacını ortaya koymaktadır. 2017 yılındaki evlilik programı kısıtlamalarına benzer adımların gündeme gelmesi, Türkiye'de televizyon yayıncılığının hukuki süreçlere müdahale etmeden kamu yararı üretmesi yönündeki yasal beklentileri artırmaktadır.




💬 Yorumlar 0
✍️ Bir Yorum Bırakın