ANKARA (KFK Ajans) - JINHAGENCY tarafından aktarılan habere göre, aralarında akademisyenler, siyasetçiler ve Nobel Barış Ödülü sahiplerinin bulunduğu 620 uluslararası isim, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine bir mektup gönderdi. Mektupta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2014 yılında hükümlü teröristbaşı ve suçlu Abdullah Öcalan hakkında verdiği karara ve "umut hakkı" uygulamasına işaret edildi.
- Mektup, aralarında akademisyen ve Nobel ödüllülerin bulunduğu 620 uluslararası isim tarafından imzalandı.
- Başvuruda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin teröristbaşı Öcalan hakkındaki 2014 tarihli kararına atıfta bulunuldu.
- Girişim, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin aralık ayında yapılması planlanan toplantısı öncesinde gerçekleşti.
Ekim 2024'te başlatılan uluslararası kampanya adına iletildiği belirtilen mektupta, Avrupa Konseyi organlarına çağrıda bulunularak Türkiye'nin AİHM kararlarını yerine getirmesi yönünde bağlayıcı adım atılması talep edildi. Girişim kapsamında, hükümlü teröristbaşı Öcalan'ın 27 yıldır cezaevinde bulunduğu belirtilerek serbest bırakılması ve iletişim koşullarının sağlanması yönünde iddialara yer verildi.
Mektuptaki Hukuki İddialar ve Çağrılar
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin aralık ayında yapılması planlanan toplantısı öncesinde gönderilen metinde, konunun bölgesel süreçler ve diyalog ortamı açısından belirleyici olduğu ileri sürüldü. Hükümlü teröristbaşı Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihindeki çağrısına değinilen mektupta, mevcut yasal uygulamaların ve kısıtlamaların AİHM standartlarıyla uyumlu olmadığı savunuldu.
İmzacı grup, Avrupa Konseyinin insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda Türkiye'ye yönelik bağlayıcı kararlar alması gerektiğini iddia etti. Metinde, 2014 tarihli AİHM kararı doğrultusunda söz konusu sürecin hukuki statüye kavuşturulması ve Öcalan'ın dış dünya ile serbest temasının sağlanması yönündeki talepler yinelendi.
Diplomatik Arka Plan ve Değerlendirme
Yabancı yayında yer alan iddialar, Türkiye'nin terörle mücadeledeki tavizsiz tutumunu ve ulusal egemenlik sahasındaki yargı bağımsızlığını hedef alan tek taraflı girişimlerin bir yansıması niteliğindedir. Ankara, terör örgütü PKK ve uzantılarına karşı yürüttüğü kararlı mücadelede uluslararası hukuk ve meşru müdafaa zemininde hareket ederken, ceza infaz rejiminin Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeni ve kanunları çerçevesinde yürütüldüğünü diplomatik platformlarda düzenli olarak ifade etmektedir.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetim mekanizmalarını siyasi baskı aracına dönüştürme gayretlerine karşın Türkiye, milli güvenliğini ilgilendiren hususlardaki yargısal egemenliğini kararlılıkla korumaktadır. Dış basında yer bulan bu tür girişimlerin, Ankara'nın terörle mücadeledeki ilkeli duruşunu değiştirmeyeceği ve yargı süreçlerinin yalnızca Türk hukuku normlarıyla işleyeceği öngörülmektedir.
💬 Yorumlar 0
✍️ Bir Yorum Bırakın