KOCAELİ (KFK Ajans) - Organiser tarafından aktarılan habere göre, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan savunma anlaşmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanması, Türk askerinin olası bir Hindistan-Pakistan gerilimine dahil olup olmayacağı yönünde tartışmalara neden oldu. Muhalefet milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümete yönelik değerlendirmelerinde Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerinin kapsamını gündeme getirdi.
- 16 maddelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'de 119'a karşı 279 oyla kabul edildi.
- Pakt, istihbarat paylaşımı, askeri tatbikatlar, lojistik ve savunma sanayii işbirliğini kapsıyor.
- Yurt dışına asker gönderilmesi Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca Meclis onayına tabi tutuluyor.
Toplam 16 maddeden oluşan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, 7 Ağustos tarihinde Mekke'de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan yetkilileri tarafından imzalandı. TBMM Genel Kurulu, 5 Kasım'da gerçekleştirdiği oylamada paktın onaylanmasını 119'a karşı 279 oyla kabul etti. 592 sandalyeli mecliste yapılan oylamaya toplam 398 milletvekili katılım sağladı.
Hükümetteki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) anlaşmanın lehinde oy kullandı. Muhalefet milletvekilleri ise Pakistan'ın ileride Hindistan ile bir çatışmaya girmesi halinde doğabilecek askeri ve diplomatik yükümlülükleri sorguladı.
Meclis Görüşmelerindeki İtirazlar
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, genel kuruldaki onay sürecine karşı çıkarak gençlerin başka ülkelerin jeopolitik hedefleri doğrultusunda tehlikeye atılmaması gerektiğini savundu. Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan da paktın Türkiye'nin ulusal güvenliğini, dış politikasını ve askeri sorumluluklarını etkileyebileceğini ifade etti.
Türkkan, Batı Asya'daki çatışmalar, hükümet ve ittifak değişimleri ile Pakistan-Hindistan ilişkilerindeki dalgalanmalar nedeniyle jeopolitiğin değişebileceği bir dönemde Türkiye'nin uzun vadeli savunma taahhütlerine girmesini eleştirdi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından ilk 10 yıl boyunca tarafların anlaşmadan tek taraflı çekilmesini engelleyen maddeye değinen Türkkan, Türkiye'nin zamanla ulusal çıkarlarını yansıtmayabilecek koşullarla bağlı kalabileceğini belirtti.
Anlaşmanın Maddeleri ve Anayasal Çerçeve
Metin doğrudan Hindistan'ı hasım olarak tanımlamıyor ve Türkiye'nin olası bir çatışmaya otomatik katılımını zorunlu tutmuyor. Birinci madde tarafların toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve uluslararası tanınmış sınırlarına yönelik tehditlerde gerekli tüm araçların kullanılmasını öngörürken, ikinci madde üyelerden birinin silahlı saldırıya uğraması halinde diğer üyelerin imkanları dahilinde derhal destek sunmasını içeriyor.
Anlaşma kapsamında istihbarat paylaşımı, askeri eğitim ve tatbikatlar, lojistik desteğin yanı sıra savunma sanayii ve savunma teknolojisi alanlarında işbirliği yürütülecek. Sağlanacak desteğin mahiyeti ise her ülkenin kaynakları ve imkanları gözetilerek yapılacak doğrudan istişarelerle tayin edilecek.
Paktın mecliste kabul edilmesi, Türk hükümetine ortaklardan birinin savaşa girmesi halinde doğrudan asker sevk etme yetkisi vermiyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 92. maddesi gereğince Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi kural olarak TBMM'nin yetkisinde bulunuyor ve hükümetin olası bir askeri intikal için meclise ayrı bir tezkere sunması gerekiyor.
Yetkililer, hiçbir yabancı ülkenin Türkiye'nin savaşa girip girmeyeceğine karar veremeyeceğini ve anayasal meclis onayının otomatik konuşlandırmayı engelleyen temel güvence olduğunu vurguluyor. Anlaşmanın fesih şartlarına göre, ilk 10 yıllık sürenin tamamlanmasının ardından ayrılmak isteyen tarafın diğer iki ülkeye en az üç ay önceden diplomatik yollarla yazılı bildirim iletmesi şart koşuluyor.
Diplomatik Arka Plan ve Değerlendirme
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında tesis edilen bu üçlü askeri çerçeve, Ankara'nın Körfez ve Güney Asya hattındaki savunma sanayii ortaklıklarını ve güvenlik işbirliklerini kurumsal bir zemine oturtma iradesini ortaya koymaktadır. Anlaşma metninde yer alan ortak eğitim, teknoloji transferi ve lojistik koordinasyon mekanizmaları, tarafların bölgesel krizlerde birbirlerinin savunma kapasitelerinden asgari diplomatik sürtüşmeyle istifade etmesini hedeflemektedir.
Ayrıca, Türkiye'nin Güney Asya'daki güç dengeleriyle doğrudan taraf olmaksızın yürüttüğü çok yönlü dış politika parametreleri ve Anayasa'nın 92. maddesinde düzenlenen meclis yetkisi, operasyonel askeri adımların her aşamasında Ankara'nın egemen karar mekanizmasını korumayı sürdürecektir.
💬 Yorumlar 0
✍️ Bir Yorum Bırakın