DIŞ HABERLER (KFK Ajans) - Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenlik dengelerini yeniden şekillendirirken Yemen krizini yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı. 7 Ağustos tarihinde varılan mutabakat kapsamında taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tamamına yapılmış sayılacağı kaydedildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, söz konusu taahhüdü NATO'nun 5. maddesine benzeterek sürecin otomatik asker sevkini içermediğini, istihbarat, mühimmat, lojistik ve teknik koordinasyon esaslarına dayandığını açıkladı.
Teknik Destek ve Komuta Mekanizması Devrede
Ankara ile Riyad arasındaki savunma işbirliği planlama aşamasından uygulama safhasına geçti. Dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katılımıyla 31 Ağustos tarihinde toplanan üçlü komite, Riyad merkezli bir daimi sekretarya ve askeri karargah kurulması için hazırlıklarını hızlandırdı. Türkiye'nin Yemen sınırları içinde fiili muharip güç bulundurmayacağı, buna karşılık hava savunması ve elektronik harp gibi alanlarda teknik destek sağlamayı değerlendirdiği ifade edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onay için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunacağını belirttiği anlaşma, parlamentodaki onay sürecini bekliyor.
Tarihsel Hafıza ve Diplomatik Denge
Amerikan basınından Jacobin dergisinde yer alan analizde, askeri işbirliklerinin geçmişteki tecrübeler ışığında ele alınması gerektiği vurgulandı. Osmanlı İmparatorluğu'nun Yemen coğrafyasındaki askeri harekatlarının yarattığı kayıplara ve halk hafızasında yer eden türkülere atıfta bulunulan değerlendirmede, teknik taahhütlerin sahadaki gelişmelere göre genişleme riski taşıdığı kaydedildi. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'nin Riyad yönetimine destek vermesi yönündeki söylemlerine işaret eden uzmanlar, Ankara'nın diplomatik diyalog zeminini koruyarak krize doğrudan müdahil olmaktan kaçınması gerektiğini savundu.
💬 Yorumlar 0
✍️ Bir Yorum Bırakın