ERİVAN (KFK Ajans) - Bianet tarafından aktarılan habere göre, Ermenistan'ın başkenti Erivan'da düzenlenen COP17 kapsamında bir araya gelen Türk ve Ermeni bilim insanları, sınır aşan çevre sorunları ile biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik işbirliği imkanlarını ele aldı. Resmi diplomatik ilişkilerin bulunmadığı ve sınırın 33 yıldır kapalı olduğu iki komşu ülke arasında ekolojik işbirliğinin her iki tarafa da yarar sağlayacağı ifade edildi.
- Erivan'daki COP17 paneli, Türkiye ve Ermenistan arasındaki sınır ötesi su yönetimi ve biyolojik çeşitliliği gündeme taşıdı.
- Uzmanlar, Aras ve Arpaçay nehirlerindeki su çekimi konusunda veri paylaşımının artırılması gerektiğini belirtti.
- İki ülkenin ortak paylaştığı Kafkasya ve İran-Anadolu biyolojik çeşitlilik sıcak noktaları masaya yatırıldı.
Erivan'daki zirvede gerçekleştirilen "Biyolojik Çeşitliliğin Korunması ve Restorasyonunda Bölgesel İşbirliği: Güney Kafkasya ve Orta Asya'daki Olanaklar" başlıklı panelde Türkiye, Ermenistan ve Gürcistan arasındaki ortaklık fırsatları tartışıldı. Katılımcılar nehir yönetimi, veri paylaşımı ve ortak biyolojik çeşitlilik alanlarının incelenmesi gibi başlıklarda işbirliği yapılabileceğini kaydetti.
Nehir Havzaları ve Yeraltı Suyu Dengesi
Hrant Dink Vakfı desteğiyle panele katılan koruma bilimci ve koruma politikası uzmanı Itri Levent Erkol, nehir sistemlerinin iklim değişikliğine karşı son derece kırılgan olduğunu vurguladı. Erkol, Türkiye ve Ermenistan'ın Aras ve Arpaçay nehirleri ile alt havzalarını kapsayan daha güçlü bir sınır ötesi yönetim sistemi kurması gerektiğini belirtti.
İki ülke arasında Aras ve Arpaçay nehirlerinden su çekimi konusunda sınırlı veri paylaşımı bulunduğuna işaret eden Erkol, insan faaliyetlerinin yeraltı suları üzerindeki etkisinin daha iyi incelenmesini istedi. Nehirlerin taşıma kapasitelerinin ve her iki yakadan ne kadar su çekildiğinin tespit edilmesi amacıyla kapsamlı izleme mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğu aktarıldı.
Akademik İşbirliği ve Araştırma Desteği Talebi
Zirveye katılan İstanbul Teknik Üniversitesi doktora öğrencisi Yeliz Ergöl, araştırmacılar arasındaki bilgi paylaşımının artırılmasını ve iki ülke arasında ortak araştırma programları geliştirilmesini önerdi. Ergöl, üniversiteler düzeyinde temasların bulunduğunu ancak sınırın kapalı olması nedeniyle işbirliklerinin sınırlı kaldığını belirterek devlet desteğinin ve fonların önemine işaret etti.
Ermenistan Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Garabet Kazanjian ise Türkiye ve Ermenistan'ın türler ile iklim açısından önemli benzerlikler taşıdığını kaydetti. Kazanjian, sınırın bir tarafında yürütülen pilot projelerin diğer tarafta da tekrarlanabileceğini ve bu yolla tecrübe paylaşımı sağlanabileceğini bildirdi.
Ortak Biyolojik Çeşitlilik Alanları
Panelde iki ülkenin ortak paylaştığı Kafkasya ve İran-Anadolu biyolojik çeşitlilik sıcak noktaları da değerlendirildi. Kafkasya bölgesinin çok sayıda endemik bitki türüne ev sahipliği yapmasına rağmen tahribata açık alanlardan biri olduğu belirtilerek, tür bazlı planlar yerine peyzaj ve yaşam alanı odaklı yaklaşımların benimsenmesi gerektiği vurgulandı.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simay Kırca, Ermeni meslektaşlarıyla bir araya gelmenin önemine değinerek biyolojik çeşitliliğin sınır tanımadığını ifade etti. Kırca, iletişim kanallarının açık tutulmasının benzer çevresel sorunlarla mücadelede ortak değerler üzerinden çözümler üretilmesini kolaylaştırdığını dile getirdi.
Diplomatik Arka Plan ve Değerlendirme
Türkiye ile Ermenistan arasında Sovyetler Birliği döneminden miras kalan su paylaşımı anlaşmaları yürürlükte bulunurken, sınır aşan suların yönetimi zaman zaman bölgesel tartışmalara konu oluyor. Yabancı yayında Türkiye'nin su yönetimi politikalarına yönelik eleştirilere yer verilirken, sınır ötesi havzalarda sürdürülebilir kullanımın teknik veri paylaşımıyla güvenceye alınabileceği savunuluyor.
İki ülke arasındaki 33 yıllık sınır kapalılığı doğrudan çevre diplomasisini sınırlandırsa da bilim insanlarının COP17 çatısı altında kurduğu temaslar, Aras ve Arpaçay havzalarında bilim temelli işbirliği mekanizmalarının Kafkasya'daki ekolojik denge ve bölgesel istikrar açısından taşıdığı değeri ortaya koyuyor.

💬 Yorumlar 0
✍️ Bir Yorum Bırakın